Hizmetimizde



Armamız

Düşünceleriniz

 


BİR PORTRE
Ayı günü belli değil ama büyükleri Gerze’nin yandığı sene doğdu diyorlar. Yani 1956 senesinde Yaykın. Köyünde.
Ailesi Köyün saygın ailelerindendir. Çakır Mollanın Hafızın sülalesi derler. Dedesinin ve büyük dedesinin hafız ve hoca olduğundan bahsedilir. Şükrü İkiz ilkokulun birinci sınıfına kayıtsız devam edip sene sonunda gösterdiği performanstan dolayı kaydı yapılıp 2. Sınıfa geçmiş 1967 senesinde Yaykın Köyü ilkokulundan mezun olmuştur.
İlk Kur’an derslerini Köyünde Nuri Hocadan almış daha sonra Abdullah Hocada okumuş ve ilkokulun 3. Sınıfından itibaren yaz tatillerinde dedesi Hafızın Mehmet tarafından Alaçam İlçesinin Doyran Köyüne Hüsnü Hafıza götürülmüş, 4.sınıfın yazında –Hüsnü Hafız Yakakent’e taşındığı için –Yakakent ilçesine gelerek yine orada Kur’an dersleri almıştır.
Şükrü Hocam anlatıyor. Bir anı …Gümelez ( Yakakent’te okurken ) Amca oğlu Bilal’le bir gün Köye gitmek üzere Yakakent’ten yola çıktık. İstikamet Güpleağzı- Çökeyanı Uzun kız ve oradan bizim Yaylaya Çukur Çayına inecektik.Yol neredeyse 30 Km ye yakın.Öğleden sonra galiba yola çıkmışız. Şehirden Köye gidiyoruz. Bir şeyler götürmek lazım. Mevsim İncir ( Yemiş) Mevsimi. Kaldığımız evlerin bahçesinden bir sepet incir topladık. Çıktık yola. Daha yaşımız 10- 11 iki çocuk. Amcaoğlu Bilal ve Ben. Uzunkız yaylasına çıktığımızda saatin kaç olduğunu bilmiyoruz. Saatimizde yok. Oraya kadar yol geniş ve düzgün olduğu için rahat gittik. Ama o düzlüğe çıkınca kaybolduk. Yol yok. Her taraf karanlık orman ve biz iki çocuk. Etraftan kurt ulumaları köpek sesleri geliyor. Korktuk açıkçası. Sağa sola gittik ama bir türlü yolu bulamadık. Bir ağacın altına geldik ve burada yatmaya karar verdik. Ateş yaktık mı yakmadık mı hatırlamıyorum. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Çobanlar herhalde örüme çıkmıştı. Koyunları ile bir çoban bizi buldu.

Tanıştık Türkbıstık derlermiş. Onlar bizim aileyi tanıyor ama biz tanımıyoruz. O geldikten sonra sanırım ateş yakıldı ısındık konuştuk. O bize yolu tarif etti sabahta aydınlanmaya başlamıştı zaten. Fakat orijinal bir şey oldu. Biz yanımızda getirdiğimiz inciri ağacın üstüne saklamıştık. Adam durup durup ya burada bir incir kokusu var diyor, ama biz nerden incir olacak diyor ve yanımızda incir olduğunu inkar ediyorduk. Adamda sağa sola baktı falan ama bulamadı, göremedi yada fark etti de üstünde durmadı ama bir incir kokusu var lafınıda tekrarladı durdu. Mübarek mis gibi kokuyordu hakikaten.
İlkokuldan mezun olduktan sonra İlkokul hocası Celal ÇAĞLAR her masrafını karşılayalım bu çocuğu Öğretmen okuluna verelim teklifine Dedesi şiddetle karşı çıkmış “bu hoca olacak “demiş ve o yaz İstanbul’da ki Amcası Şerif İKİZ’in yanına,- askerden izine gelip tekrar kıtalarına gitmek üzere yola çıkan Pilen Mehmet ve Garaasanın Kazımın arkasına takıp – İstanbul’ a göndermiştir
.
Anti parantez Şükrü Hocamız burada bir anısını daha anlatıyor. Kasımpaşa’da oturan amcası o gün onu evde yalnız bırakmış işe gitmiş. Evde canı sıkılan hocamız sokağa çıkmış bakmış el arabasında iri iri kırmızı bir şeyler var. Köyde pazardan bazen getirilen portakalı biliyormuş ama bu kadar iri domates hiç görmemiş. Çünkü o zamanlar köydeki domateslere mırık deniyormuş ve küçük küçükmüş. Marketlerde satılan cherry domatesler gibi. Hemen bir kilo almış eve gelmiş soymak istemiş soyamamış ısırarak yemeye çalışmış ama tadı başka. Sonradan anlamış ki İstanbul’un domatesleri böyle portakal gibi büyük oluyormuş
Amcası Şerif ( Allah rahmet eylesin ) önce Kasımpaşa’daki tekamül kursuna götürmüş hafızlık yapacak demiş ama o kursun yöneticileri biz hafızlık yaptırmıyoruz deyince, Kocamustafa Paşa’daki Sümbül Efendi Erkek Kur’an Kursuna, götürerek Hafız Mustafa Hocaya teslim etmiş. Ondan sonra amcası bir daha uğramamış çünkü kurs aidatı verecek para yok. İstanbul’da bu günkü gibi iş yok. Mustafa hoca hem anası hem babası olmuş başlamış hafızlığa.

Kur’an Kursunda da başarılı bir grafik çizen hocamız 1969 yılında 12 sicil numarasıyla, İstanbul Müftülüğünde yapılan sınavı kazanarak hafızlık belgesini almıştır. Şükrü hocamız hiperaktif derslerde başarılı neredeyse Kurstaki öğrencilere ders veriyor.Türkçesi’de güzel.

Bir anı “ 1969 Yazında İstanbul İmam-Hatip Okuluna girmek üzere Sümbül Efendi Kur’an Kursundan 30 kişi sınava girmiş. Sınavlara klasik yöntemde hazırlık yapılıyor. Şükrü Hoca yine hazırlık sınavlarında süper. Arkadaşlarının kazanması için çırpınıyor. Herkes diyor ki kimse kazanamasa da Şükrü kazanır. Sınav yapılıyor ne oluyor peki. 29 kişi kazanıyor Şükrü Hafız kazanamıyor……İlginç ve orijinal. Hemen itiraz ediliyor. Çünkü soruların hepsini yapmış onun için çok kolay. Kağıtlar inceleniyor..Netice değişmiyor.

 

Neden? Sebep şu. Sınavlara klasik hazırlık yapılmış. Fakat o sene, okul test sistemine geçmiş sınavlar bu defa test usulü olmuş. Ne var bunda diyeceksiniz. Şükrü Hoca doğru cevapların başına hep işaretini koymuş. Dikkat edin ama hep baş tarafa. Peki doğru şık 1.si olunca orada işaret konacak kutucuk yok. O zaman ne yapmış Kutu yapmış onu işaretlemiş. Dolayısıyla bütün sorular yanlış olmuş ve kazanamamış. Fazla akıllı olmanın zararları. Takdir mi ? Kader mi ? Onu Allah bilir.. Ertesi yıl yapılan sınavda 1500 kişinin içinden 12.sırada sınavı kazanarak İstanbul İmam-Hatip Okulunun 71 kişilik A sınıfına kaydını yaptırmıştır. O zaman sınıflar puan sıralamasına göre teşekkül ettiriliyormuş. O sınıftakilerin çoğu şimdi kariyer sahibi ve Türkiye’ye yön verenler arasında.

Şükrü İKİZ 2 yıl İstanbul İmam-Hatip Lisesinde okuduktan sonra Devlet parasız yatılı imtihanlarını kazanarak Edirne İmam-Hatip Lisesine gitti. Edirne’ye gitmeden önce İstanbul İmam-Hatip Lisesi güreş takımına girmek için seçmelere katıldı ve başarılı oldu. Bu seçmeler onun Edirne’de 48 ve 52 kiloda 5 sene şampiyonluğu kimseye bırakmamasına sebep oldu..Ayrıca okulun her etkinliğinde rol aldı.Sene 1977 yi gösterirken Okuldan mezun oldu.Parasız yatılı okuduğu için hemen 12.08.1977 yılında Kastamonu’nun Merkez Cambaz Köyüne İmam-Hatip olarak atandı.
Aynı dönem Samsun Yüksek İslam Enstitüsüne kayıt oldu.ve İmam-Hatiplikten istifa etti.1981 yılında hem öğretmenlik için müracaat etti, hem de Diyanetin açtığı Müftülük ve Vaizlik sınavına başvurdu.1981 Eylül ayında iki mektup aldı.Birinde Kars Digor Müftülüğüne ataması yapılmıştı.Diğerinde ise Samsun !9 Mayıs Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Dersleri öğretmenliğine atandığı yazılı idi. Gönlü öğretmen olmak istiyordu. Fakat Babası şiddetle karşı çıkıyordu, hatta eğer müftü olmazsan sana hakkımı helal etmem demişti. İstemeyerekte olsa Kars Digor’un yolunu tuttu.28.09.1981 yılında Müftü olarak göreve başladı.

Vatani görevini yedek subay olarak yapan İkiz; asker dönüşü Kayseri ili Pınarbaşı ilçesine Müftü tayin edildi. Bu arada Fitnet Hanımla evlendi bir çocukları oldu.Ramiz Fatih İKİZ, Dokuz Eylül Üniversitesi iktisat Fakültesi 2008 yılı mezunu halen Kütahya Ziraat Bankasında çalışıyor “ Para ve Banka konusunda Yüksek Lisans yapıyor . Evet Şükrü Hoca 24.05.1985 tarihinde geçici görevle Federal Almanya’ya Din görevlisi olarak gitti.

1989 yılı Yurtdışı dönüşü Bayburt ili Demirözü ilçesine Müftü tayin edildi. 16.10.1992 yılında Sinop Türkeli İlçesine atandı ve burada 5.5 yıl hizmet etti. 1998 yılında Ordu İli Müftü yardımcılığına atanan İkiz., kısa bir süre sonra, ikinci defa Almanya’ya Din Görevlisi olarak gönderildi.5.5 yıl Yurtdışında kaldıktan sonra 15.01.2004 tarihinde Yurt dışından dönen hocamız, kısa bir süre Kocaeli İli Merkez Vaizliğinde bulundu. Daha sonra, 05.09.2004 tarihinde Kırşehir Boztepe İlçe Müftülüğüne atanan ikiz;. 2006 yılı tayin döneminde Kütahya Simav İlçe Müftülüğüne atandı.2013 yılından itibaren Yalavo Çınarcık müftüsü olarak görevine devam etmektedir. Şükrü İKİZ, orta derecede Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir.29 yıllık görev hayatında çeşitli defalar takdirname ve teşekkürle ödüllendirildi. Hocamıza bundan sonraki hayatında başarılar dileriz..

Yorum ekle

Görüşleriniz Bizim İçin Önemli Teşekkür Ederiz...


Logomuz



Bayrağımız

Takvim

April 2018
S M T W T F S
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5